4

Bazen…

FullSizeRender-9

Hiçbir zorlama/değişme/OLduğundan farklı görünme/hoşa gitme/onay alma gayretinin bol tuzaklı zemininde ayağın kaymadan, lüzûmundan fazla konuştuğunu da farkederek belki, bir yağmurun ansızın dinmesi gibi susarsın bazen. İyidir bu, iyi gelir. Kimsenin yarasının tendürdiyotu, yara bandı değilsin, kimsenin antidepresanı olmak zorunda da değilsin, herkes kendi meselesi ile halleşsin, mümkünse halletsin, değilse? O da senin sorunun değil, sükûnet içinde akışa bırakıp kendini öylece, hiçbir şeyi kanırtmadan çabasızca durmak, izlemek daha iyidir. Bazen…

Kimi kalabalıkların bir parçası olmayı sever, ben tam tersini severim. İskelenin altında çırpınan kuzey Ege sularına kulağımı vermişken meselâ, herhangi başka bir nota, tını, ses, konuşma vs. istemez varlığım. Sade bir ihtiyaçsızlık alanı içinde öylece salınmak ve tabiatın seslerini dinlemek çoğu müzikten daha iyidir. Bazen… Continue reading

10

”Aşağı bakan köpek” ve ötesi…

IMG_2996

Darbe girişiminin hemen ertesi günü aldığım bir karar üzerine, o zaman bu zamandır benim terasta çocuklarla birlikte yoga yapıyoruz. Ama yaptığımız yogayı ”çocuk yogası” diye sınırlamadığımızı düşünüyorum zira arada 20 yaş ve üzeri katılımcılarımız da oluyor. Paranın geçerli olmadığı bu çalışmada her katılımcı kendi tercihine ve imkânına göre ya kedi-köpek maması veya hayvanları beslemede kullanılacak kutu süt ile yapıyor ödemesini 🙂 Çocuklarla çalışmak hayli farklı bir deneyim, klasik bir yoga sınıfının olağan ders akışı olmuyor onlarla, dolayısı ile daha eğlenceli ve zengin yoga seansları çıkıyor ortaya. Derslere hayvan kardeşlerimizin katılımı serbest, çocuklar ”aşağı bakan köpek/adho mukha svanasana” duruşunu hakikaten köpeklerin uygulamasında görüyor ve öğreniyor meselâ, ya da omurgalarını bir kedi gibi yuvarlatıp esnetmeyi bizzat kedilerde gözleyerek yapıyorlar. Bu anlamda bana başarı ile asistanlık yapan dört ayaklılarımıza teşekkür borçlu olduğumu düşünüyorum, sağOLsunlar, hayatlarımızda hep varOLsunlar… Continue reading

2

Ortalama…

277fe47b199a7d9ee0e667b407bab8cb

KİTLELERİN DEHASI

Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
Ve cinayet konusunda en becerikliler
Cinayet karşıtı vaaz verenlerdir
Ve nefreti en iyi becerenler
Sevmeyi vaaz edenlerdir
VE-SON OLARAK-
SAVAŞI EN İYİ BECERENLER
BARIŞ VAAZI
VERENLERDİR

Tanrıyı Vaaz Edenlerin
Tanrıya İhtiyacı Var
Barış Vaaz Edenlerin
Huzuru Yok
SEVGİYİ VAAZ EDENLER
SEVGİSİZDİR
VAAZ VERENLERDEN SAKININ
Bilmişlerden Sakının.

DURMADAN
KİTAP
OKUYANLARDAN
Sakının
Yoksulluktan Nefret Edenlerden
Ya da Gurur Duyanlardan Sakının
Övgü Göstermekte Hızlı Davrananlardan SAKININ
Karşılığında ÖVGÜ Beklerler

Sansürlemekte Hızlı Davrananlardan SAKININ
Bilmedikleri Şeylerden
Korkarlar

Sürekli Kalabalıkları Arayanlardan Sakının;
Tek Başlarına
Bir Hiçtirler

Ortalama Erkekten
Ortalama Kadından
Sakının
Sevgilerinden SAKININ

Sevgileri Vasattır, Vasatı
Aranır Dururlar
Ama Nefretleri Dahiyanedir
Nefretleri Seni Beni
Herkesi Öldürebilecek Kadar
Dahiyanedir.

Yalnızlığı İstemezler
Yalnızlığı Anlamazlar
Kendilerinden Farklı
Herşeyi
Yoketmeye
çalışırlar

Sanat
Yaratamadıklarından
Sanatı
Anlayamazlar
Yaratma Başarısızlıklarını
Dünyanın Beceriksizliğine
Yorarlar

Kendileri Tam Sevemedikleri İçin
Senin Sevginin
Eksik Olduğuna İNANIR
VE SENDEN
NEFRET EDERLER

Ve Nefretleri
Parlak Bİr Elmas
Bir Bıçak
Bir Dağ
Bir KAPLAN
Bir Baldıranotu Gibi
Mükemmeldir

En Usta Oldukları
SANATTIR
NEFRET!

Charles BUKOWSKI (Halen ”çok sevgili”lerimden olan rahmetli Togan ALTAN‘ın aziz hatırasına hürmetle…)

0

Suya dair…

Image-1

Ben zaten Balık burcuyum, suda olmayı, suyla olmayı, suya dair hemen her hali yaradılış icabı severim. Arkadaşlarım olan diğer ikilinin de suyla arası gayet iyidir, eh, hal böyle olunca birlikte geçirdiğimiz bir haftaya yakın sürenin çoğunluğu suyun içindeydi dersem yalan olmaz. Daha çok tuzlu suda, yani denizde olduk. Cheetos ve Batos’un Küçükkuyu‘dan ayrılmadan evvelki son günlerini ise bin pınarlı İda‘nın meşhur şelâlelerinden birine ayırdık, benim eve çok yakın olan Başdeğirmen‘e, Mıhlı Şelâlesi‘ne düşürdük yolumuzu. Gidecek olanlara şimdiden ikazda bulunayım; Başdeğirmen‘i arkanızda bırakıp antik Roma köprüsünden de geçtikten sonra tamamen yaban doğanın içinde ve gayet zor/riskli bir yürüyüş parkurunda en az 15 dakika taban tepeceğinizi bilin. Başınızda şapkanız, yanınızda suyunuz, ayağınızda kaymaz tabanlı, güvenli bir pabucunuz olsun. Kondüsyonunuzdan emin değilseniz (tırmanma, atlama, emekleme, sürünme vs.) bu yola zaten çıkmayın, şelâleye ulaşmaktan vazgeçerek Roma köprüsünde konuyu bitirin. Biz de şelâleden ziyade köprünün altındaki doğal gölette yüzmeyi daha çok sevdik, şelâle tarafı inanılmaz kalabalık ve Cheetos‘un deyimi ile ”bu ne ya böyle, Ganj nehri gibi!!!”ydi, gene de oraya kadar bunca emekle yol almışken Mıhlı Şelâlesi‘nin çene takırdatan suyuna bir dalıp çıktık elbette…  Continue reading

2

Ben yazmadım bu defa, Korkut yazdı…

fa4bb1dc9cc380c0388037283cfd77ad

”Birkaç tip erkek var.
Birinci tip, kadın ya da değil, karşısındaki varlığı kendi cinsel ihtiyaçlarının bir objesi olarak görenler.
Bunlar çoğunluk, ve hiçbir zaman, cinselliğin tanrısal bir tamamlanma ve bütünlenme olduğunu anlayamayacaklar.
Cinselliği düdüklü tencere basıncıyla ve hüzünlü bir yalnızlıkla yaşayacaklar.
İkinci tip erkek, erkekliği miktarla ölçenler.
Sayılar, süreler, skorlar, süreçten bağımsız ve sonuç odaklı.
Narsistik bir sahne performansı, ve alkış arayışı.
Karşılarındaki partneri önemsemeseler de, alkış için mutlu etmeye çalışırlar.
Ve daha iyisini hiç bilemeyecekleri için, yalnızlıklarını neşeli bir yalnızlık zannederler.

Continue reading

0

Deliler gibi sevme beni, bana akıllı gerek…

IMG_2072

Onunla ilk kez 2012 senesinin Şubat ayında, benim küçük ruh atölyemde birlikte gerçekleştirdiğimiz bir çalışmada karşılaşmıştık. O zaman bu zamandır da yollarımız hiç ayrılmadı. Kendisini tanımadan seneler önce çevirisini yaptığı ve artık hiçbir yerde bulunamayan kitabın okuru idim, daha sonra Ezberbozan Atölye‘ye misafir eğitmen olarak geldi ve  hocam oldu, birlikte pek çok farklı çalışma yaptık, şimdi ise çok sevgili bir arkadaşımdır, iyi ki hayatımda vardır dediğim değerli bir dostumdur Sami Şarhon

En son geçen sonbaharda, Ayvalık‘da bir araya gelmiştik. Sami Hoca bu defa Küçükkuyu-Mıhlı‘ya geldi, birlikte çok güzel bir hafta geçirdik ve kendisini henüz uğurladık. Buranın havasına, suyuna, denizine, doğasına hayran kalan hocamız en kısa zamanda yeniden buralarda olmak üzere dinlenmiş, bronzlaşmış ve gayet mutlu bir şekilde ayrıldı Mıhlı‘dan 🙂
Continue reading

0

Nemo me impune lacessit (*)…

FullSizeRender-5

”Kesin öbür kadından da borç almıştı, onu ödememek için kıvırtıyordu gene telefonda, sadece bana yapmadı yani bu numarayı” dedi sıkıntıyla. ”Sana ne artık bundan?” dedim deniz kıyısında sırtüstü uzanmış ve bacak bacak üzerine atmış ve de sol ayağımın başparmağını tam karşıdaki Lesvos‘un silueti üzerinde dolaştırırken, bir taraftan da ne muazzam bir coğrafyada bulunduğumuzu düşünürken yattığım yerden… O anda önemseyeceğim belki de en son şeydi yanımdaki hoş kadının hayli zaman önce biten ilişkisinin öfkeli hesaplaşmaları, ben tamamen farklı bir frekans içinde salınmaktaydım ve halimden de çok memnundum doğrusu. Continue reading

0

Bir çift kanattınız hüznün rüzgârlarında…

ef59d8de73b96541af1ad0d75e77562b

Alp‘in ölüm haberi bana ulaştığından beri düşünüp duruyorum. Bir taraftan yasaklı romanı ”Kan Sıcak Akacak”ı okuyorum, diğer taraftan ”Ağır Roman” takılıyorum. 2013‘ün Ocak ayında intihar eden arkadaşı Metin ile aynı yaşta ölmeye söz vermişler gibi sanki… Alp tanıdığım ve meslekdaşımdı. Bu ülkenin işittiği gelmiş-geçmiş en güzel erkek spiker seslerinden biriydi. Yazarlığı sonradan geldi. Seneler evvel işkence ve tecavüzle suçlandığını duyduğumda çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Şimdiki şuurum ve farkındalığımla bu meseleye baktığımda (ki; günlerdir okuyup araştırıyorum yayınlanan yazıları, haberleri, beyanları vs.) şaibeli çok taraf olduğunu görüyorum. ”Olmuştur” veya ”olmamıştır” gibi kesin bir hükmü elbette dillendiremem ancak Alp‘in o gece olup bitenler hakındaki ifadelerini tıpkı kendi romanındaki gibi, görmekten, bilmekten rahatsız olunsa da bu nevi bir hayatın sert sahiciliği içinde samimi bulduğumu söylemekten de kaçınmam. Çünkü öyle. Yüzleşmiştir, söyleyebilmiştir çoğu kişiye ”aaaaa!” dedirtecek kimi şeyleri. Ele-güne karşı ”gibi yapılan”, gûyâ ahlâklı-dürüst-feci namuslu hayat müsveddelerinin sökük astarı altından görünenlere fazlasıyla şahit olmuşluğum var çünkü, çünkü bu ”linç kumkumalığı”nın, bu iftira ve yalan düzeneklerinin olağan-sıradan-ortalama-normal sayılan ufak hayatlar içinde nasıl vahşice, vicdansızca, alçakça ve maalesef çok da aptalca kurulup işletildiğini dehşetle görmüşlerdenim. Artık fazla şaşırtmıyor hiçbir şey beni, belki de bu yüzden… 
Continue reading

0

Üç kapı…

IMG_1954

Cunda‘ya gitmek için sebeplerim halen yerli-yerinde duruyor ve bunu seviyorum. Orada dostlarım var, devamlılık içeren bazı çalışmalarım var. Balıkçı teknelerinin dönüşünde kendi payını bir hayli yakından talep eden martılar var, adalılarla sokak hayvanları arasında sessiz bir uyum ve bundan doğan huzur var, Lesvos güzergâhına açılan boğazın ağzında deniz feneri var, köhnelikleri ufak dokunuşlarla estetik kılabilen bazı insanlar var… Falan yani; henüz çılgın tatilci kalabalık da ada sokaklarını işgale uğratmış değil, sahilde kahveni içtikten sonra çanta sırtta, eller cepte keyif yürüyüşlerine müsait durumda Cunda.

Continue reading

0

Karadenuz flamenco :)

mavişehir 037Adam enteresandır; bir yandan güler, öte yandan ağlar. Duygudan duyguya, halden hale geçiverir, yakalayamazsınız. Memleketi Maçka gibidir aslında; kâh bulut iner vadisine, çimenleri nemlenir, kâh güneş açar tepesinde, çamlar, ladinler dal dala verir. Bazen hayli asi, öfkeli ve dik, kimi zaman da yüreğinin en yufka yerinden kırılıverecek gibi inceciktir. İçiyle dışı arasında çok fark olduğunu görmüş değilim şimdiye kadar, saklama-saklanma huyu yoktur yani, ne diyecekse küt diye ortaya der, alenidir. Severiz kendisini 🙂

2015 senesi mahsûlü ”Manolya” isimli albümünün hayli İspanyol çağrışımlı şarkısı ”Aleni Aleni” nin klibi de rengârenkmiş doğrusu, Gülsün D. Watsapp‘dan göndermiş, Handanistan bünyesinde bulunsun istedim. O halde ”Volkan Volkan oleeeey” diyerek buyrun Karadenuz tarzı flamencoya 🙂